2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti KASTAMONU

Paylaşmak Güzeldir ; Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestGoogle+Email to someone

Geçtiğimiz ay  “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti” seçilen Kastamonu’nun tanıtımı kapsamında, Kastamonu Belediyesi tarafından Influencer’a özel düzenlenen Tanıtım Gezisine davetliydim. Ankara ve İstanbul’dan gelen youtuber ve blogger arkadaşlarımızla birlikte adım adım Kastamonu’yu dolaştık, lezzetlerini tattık ve çok keyifli zaman geçirdik.

 

 

 

İlk gün ziyaretimize Kastamonu’nun Daday ilçesinde bulunan Mahmut Bey Camii ile başladık. 1366 yılında Candaroğulları Beyliği hükümdarı Emir Mahmut Bey tarafından yaptırılan caminin en önemli özelliği ahşap olması ve tek bir çivi dahi kullanılmadan inşa edilmesi. 15 Nisanda yapılan değerlendirme sonuncunda Unesco Dünya Mirası Geçici Listesine girmeye hak kazanmış.


Daha sonra eski bir Kastamonu konağında bulunan Belediye El Sanatları Merkezi’ ne gittik. Burada yöreye ait kumaşların, halı ve kilimlerin nasıl dokunduğunu gördük. Konağı  gezerek geleneksel tarzda döşenmiş meşhur Kastamonu evlerini yakından görmüş olduk.

Candaroğulları Beyliğinin son hükümdarı İsmail Bey tarafından yaptırılan İsmail Bey Külliyesi bir sonraki keşif noktamızdı . Külliye cami, türbe, medrese, han, hamam ve kütüphaneden oluşan beylikler devri sanatının en güzel örneklerinden sayılıyor.


Hacı Bayram Veli hazretlerinin damadı olan Şeyh Şaban-ı Veli (Hz Pir) hazretlerinin dergahı ilk gün ziyaret ettiğimiz bir diğer önemli mekandı. Rehberimiz Zühtü beyin anlattığına göre Konya’da Mevlana hazretleri neyse, Nevşehir’de Hacı Bektaş-ı Veli hazretleri neyse Kastamonu’da da Şeyh Şaban-ı Veli hazretleri o demekmiş. Bir rivayete göre Şeyh Şaban-ı Veli hazretlerinin asasını yere vurmasıyla yerden zemzem suyunun fışkırmış. Ebizemzem olarak adlandırılan bu sudan da içmeden dönmedik tabii ki.


İlk günün son durağı ise  Ev Kaya Mezarları oldu. Mezarlar MÖ. 7. yüzyıl başlarında Frig kültürünün etkisi altında, bir kaya mezarından çok açık hava kutsal tapınım alanı olarak yapılmış. 2002 yılında Kastamonu belediyesi tarafından korumaya alınan yapı şehir merkezinde görebileceğiniz en ilginç yapılardan biri.

İlk gün için oldukça yoğun geçen programımızda, yörenin müthiş lezzetlerini tatmak üzere yemek molaları da verdik elbette. Kastamonu’da her yerde bedestenler ve hanlar bulunuyor. Bunların bir kısmı restoran ve otel olarak hizmet vermeye devam ediyor. İlk gün öğle yemeği için Cem Sultan Bedesteninde mola verdik. Yörenin meşhur lezzetleri banduma, tirit, etli ve pastırmalı ekmekleri tattık.

Akşam yemeğimizi ise Kurşunlu Han’da yedik. 1400’lü yıllardan kalma mekan Otel ve restoran olarak hizmet veriyor ve oldukça şık bir mekan. Kastamonu’ya giderseniz bu mekanlara mutlaka uğramalısınız.

Şehir turuna minik bir mola vermek isteyenler için  merkezde bulunan Münire Medresesi güzel bir dinlenme yeri. Burada aynı zamanda Kastamonu’ya ait el sanatlarının da satıldığı dükkanlar da bulunuyor. Genelde kredi kartının geçmiyor bu nedenle yanınızda nakit bulundurmanız iyi olur.

İkinci günümüzde Kastamonu’nun doğal güzelliklerini tanımak üzere yola çıktık.

İlk olarak İstiklal Yolu ve Şerife Bacı Anıtını ziyaret ettik. 1921 yılında kağnısıyla orduya cephane taşırken donarak ölen Şerife Bacı, vatan için canını feda etmekten korkmayan kahraman Türk kadınlarımızdan sadece bir tanesi. Bu güzel Anıtı ziyaret ederken kahraman şehitlerimizi minnetle andık.

 

Bir sonraki durağımızda Küre Ecevit hanına geldik. İstiklal harbi döneminde  İnebolu’dan gelen mermi ve mühimmatı cepheye taşıyan kağnı kollarının bir günlük yürüyüş sonrası konaklama yeri için kullanılan oldukça önemli bir yer. Günümüzde turizm tesisi olarak hizmet veriyormuş. Ancak gittiğimizde kapalı olduğundan içini gezemedik.  Eğer yolunuz düşerse burada  mutlaka Ecevit Çorbası içmenizi öneririm.

 

Tarihi İki Çay Köprüsü ikinci günün önemli ziyaret noktalarından biriydi.Ersizlerdere mevkiinde bulunan ve  İnebolu’dan Ankara’ya mermi taşıyan kağnıların kullandığı köprü  2016 yılında restore edilmiş. Ersizler Dere Köyü’nün de oldukça hazin bir hikayesi var. Köyün bütün erkekleri savaşa gidip hiç biri geri dönmediği için Ersizler Dere ismini almış bu köy.

Kastamonu doğal güzellikler bakımından çok zengin. Ancak biz kısıtlı zamandan dolayı  bütün kanyonları ve mağaraları gezemedik. Ancak az da olsa Ersizlerdere Kanyonunda güzel bir yürüyüş  yapabildik  ve güzel manzaranın, yeşilin, bol oksijenin tadını çıkarma imkanı bulduk

Yürüyüş sonrası yemek molasını  Şerife Bacı’nın köyü olan Seydiler Köyünde Şerife Bacı Kültür evinde verdik. Kastamonu’da mutlaka gelip yöresel yemeklerin tadına bakmanız gereken bir başka yerde burası. Özellikle Banduma’nın tadına burada bakmalısınız.

 

Bir başka yöresel  lezzet durağı ise geleneksel çekme helva yapımını izlediğimiz Yakupağa Külliyesi oldu. Çekme helva yapımının  ne kadar zorlu olduğunu gözümüzle gördük. Tadına bakmayı ihmal etmedik tabii ki.

 


Son durağımız  Tarihi Saat Kulesi oldu. Kastamonu Kalesine karşı güneşi batırmak inanılmaz keyifliydi. Bu saat kulesinin de ilginç bir hikayesi var. Sarayüstü Tepesi’nde yer alan saat 1885 yılında dönemin valisi Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmış. Rivayete göre saat İstanbul Sarayburnu’nda bulunuyormuş. Zamansız çalan gongu padişahın hamile cariyelerinden birinin bebeğini düşürmesine neden olduğu için Kastamonu’ya sürgün edilmiş. Bu rivayetten dolayı halk arasında adı Sürgün Saat olarak da geçiyormuş bu yapının.

 

 

Kastamonu lezzeti demişken meşhur pastırma ve sucuğundan bahsetmemek olmaz, böyle lezzetlisini görmedim. Tabakoğlu’nun pastırma ve sucuğunu mutlaka denemelisiniz.

Ben hiç sevmesem de en meşhur sarımsak da yine bu şehirde Taşköprü’de yetişiyor.

 

 

Kastamonu dolu dolu tarihi, muhteşem doğası, leziz yemekleriyle  kalbimizi fethetti. Kastamonu Belediyesi ise tertemiz sokakları, kediler için hazırlanmış  her yerde karşımıza çıkan kedi konakları,  çeşmelerinden akan tertemiz içme suları ve pek çok çalışmasıyla  örnek alınması gereken işler başarmış. Kültür Başkenti olmayı fazlasıyla hak ediyor.  Bize bu güzel şehrimizi tanıtan, müthiş hikayelerle tarihini aklımıza kazıyan rehberimiz Zühtü Hocamıza da özellikle teşekkür etmek isterim.

Çok güzel anılarla dolu bu gezi bize güzel dostluklar da kazandırdı. Kastamonu Belediyesi’ne bu güzel davetlerinden dolayı çok teşekkür ederiz.

 

Paylaşmak Güzeldir ; Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestGoogle+Email to someone

trendyandfriendly

3 Comments

  1. Daha geniş kapsamlı bir Kastamonu turuna gitmeliyiz, tadı damağımda kaldı. Keyifli yol arkadaşlığın için de ayrıca teşekkür ederim. Sayende daha da güzel geçti bu gezi 😉

  2. bu geziye gezdiğiniz her yere yediklerinize hepsine ayrı bayıldım Nilgüncüm.. tabi pastirmalarda da gözüm kalmadı değil Kastamonu pastırmasının Kayseri ile yarışacak kadar güzel olduğunu biliyorum arada getirtiyoruz oradan..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.