Tayland Seyahat Notları – Bangkok !

Paylaşmak Güzeldir ; Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestGoogle+Email to someone

Birçoğunuzun bildiği gibi geçtiğimiz Kasım ayında  CafeTur ile birlikte şahane bir Tayland  seyahatine çıkmıştık.  Tropikal iklimi, farklı inanışları, mutfağı, doğasıyla  Uzak Doğu’nun en ilgi çeken yerlerinden biri olan Tayland’dan unutulmaz anılarla döndük.  İkinci kez görme şansı yakaladığım Tayland’ı size birkaç bölümde anlatmak istiyorum.

İlk durağımız başkent Bangkok!

Thai dilinde “Melekler Şehri” anlamına gelen Bangkok ile ilgili pekçok şey duymuş olabilirsiniz. Sokakları kokar , aşırı kalabalıktır, havası bunaltır, aç kalırsınız vs. Bence kimseye kulak asmayın. Size vereceğim minik tüyolarla, şahane vakit geçirip bayılacağınız bir şehir burası. Hem çok modern, hem çok egzotik. Özellikle Avrupa şehirlerine aşina olanlar için bambaşka bir tecrübe.

Para birimleri Baht ve 1 TL yaklaşık 8.5 Tayland Bahtı. Euro/dolar ın karşısında eriyip giden TL’nin burada bayağı değerli oluşu size büyük keyif veriyor.

Resmi dili olan Tay dili, 44 sessiz, 18 ünlü ve 6 çift sesli harften oluşan, dünyanın en zor dillerinden biri. Ben genelde gittiğim ülkelerin dilinde konuşmaya çalışırım ama Tayland için bu söz konusu bile değil. Bir örnek vereyim biz Tayland’ın başkenti Bangkok diyoruz, Tay halkı  Krung Thep demeyi tercih ediyor. Peki Bangkok’un tam ismi ne biliyor musunuz:

 Krungthepmahanakhon Amonrattanakosin Mahinthara Yutthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udom Ratchaniwet Mahasathan Amonphiman Awatansathit Sakkathattiya Witsanukamprasit   (başka sözüm yok:)

Bu ülkeye gitmek için en iyi aylar , nispeten serin olan Kasım-Şubat ayları arası. Serin derken 26-27 derecenin altına düşmüyor.  Eğer gidecekseniz bu aylara dikkat etmekte fayda var.

Krallarını inanılmaz seviyor ve  saygı duyuyorlar. Kraliyet ailesine dokunmak yasak. Hatta 1880’de Tayland Kraliçesi Kumariratana kayığının alabora olması sonucu herkesin gözüönünde boğularak ölmüş. Çünkü hayatını kurtarmak için bile olsa, kraliçeye dokunmanın cezası ölüm.

Güleryüzü çok seven insanlar. El sıkışma, tokalaşma adetleri yok. Selamlaşmada iki elin avuçlarını göğüs hizasında birleştirip başınızı hafifçe öne eğiyorsunuz. İlginç adetleri var. Örneğin küçük çocukların başını okşamak, ayağınızla bir şey işaret etmek büyük saygısızlık.

 

Trafik soldan ilerliyor ve İstanbul’u bile aratacak kadar yoğun bir trafik var. Bu yüzden genelde bisiklet kullanıyorlar.

Bıraksanız sayfalarca yazabilirim ama size yazık. En iyisi ana başlıklar halinde yazmak 🙂

Ne Yenir?

Seyahat yazılarıma genelde görülecek yerlerle başlarım ama bu ülke için “yemek” en önemli konu.

Öncelikle eğer çok lüks otellerden birinde kalmayacaksanız, bavulunuza mutlaka kahvaltılık (peynir/zeytin) atın. Çünkü Tay halkı peynir, zeytin gibi şeyleri bilmiyor. Özellikle peynirden nefret ediyorlar, kokusuna dayanamıyorlar (fazlasıyla tezat bir durum:) Kahvaltıda genelde yağsız tuzsuz pirinç lapası, haşlanmış sebzeler hatta tavuk ve bolca meyve bulunuyor (ananas, mango ve muz çok ucuz ve çok lezzetli olduğundan her yerde oluyor)

Kahvaltı işini hallettikten sonra gerisi kolay. Tay mutfağı ve sokak yemeği seviyorsanız zaten problem yok. Adım başı yemek satan tezgahlar var ve inanılmaz ucuz. Hatta çoğu evde mutfak yok, insanlar dışarda yemek yiyor. Ama benim gibi problemliyseniz AVM’ler nefis restoranlarla dolu. Deniz ürünleri çok bol ve ucuz. Hele benim gibi meyve düşkünüyseniz cennettesiniz. Bildiğimiz meyvelerin dışında, tropikal meyveleri muhteşem ve çok ucuz (Bu meyvelerin tadı nasıl diye soranlar oldu,  ben de minik videolar çektim instagramda yayınlayacağım)

Tatlı pek sevmiyorlar ama nefis dondurmaları var. Bir de hayatımda en güzel buzlu çayları burada içtim. Yanınızda taze demleyerek yapıyorlar. Starbucks da dahil olmak üzere bol ve çok kaliteli kahve dükkanları var.

Ve en çok sorulan soru : evet böcek, akrep, çekirge, larva, kurtçuk aklınıza ne geliyorsa yiyorlar (İnstagramda videosunu yayınlamıştım) Sokakta tezgahlarda, çerez gibi poşet poşet alıp yiyorlar. Bu tatsız konuyu hemen kapatıyorum 🙂

Bangkok’ta görülecek yerler

Tapınaklar:

Tayland bir Budizm ülkesi. Neredeyse adım başı muhteşem tapınaklarla karşılaşabilirsiniz. Tapınaklara (kadın/erkek farketmez) şortla ve askılı bluzla girmek yasak. Tapınakların kapılarında 3-5 TL’ye pantolon satıyorlar (çok güzeller zaten mutlaka alın) Tapınaklara ayakkabıyla girmek de yasak (ama korkmayın kimsenin ayakkabısı kaybolmuyor)

Bangkok’da gidebileceğiniz en büyük tapınak,  Kraliyet Tapınağı Wat Pho.

 

İçinde bir masaj okulu da bulunan tapınak, geleneksel Thai masajının da doğduğu yer olarak biliniyor.

Yine bu tapınakta,  46 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğinde YATAN Budha Heykeli bulunuyor. Bu heykeli tamamen fotoğraflamak pek mümkün değil. Ayak tabanına sedef taşlarla, uğurlu kabul edilen 108 sayısı kadar olumlu eylem ve sembol işlenmiş.

Heykelin karşısında duvarın dibinde sıralanmış 108  adet bronz kase bulunuyor. İçinde birsürü bozuk para bulunan çanaklardan alıp, bu kaselere atıyor ve şans diliyorsunuz.

Bu tapınakta bulunan rengarenk Budist Anıtları  Stupa’lar görülmeye değer. Renk uyumuna, muhteşem işçiliğe hayran kalıyorsunuz.

Mutlaka görmeniz gereken tapınaklardan bir diğeri de,  içinde 5.5 ton ağırlığındaki Altın Budha heykeli bulunan Wat Traimit.

Sokaklarda dolaşırken her evin, dükkanın hatta AVM’lerin önünde bile  küçük tapınaklar görebilirsiniz. Bunu kötü ruhlardan korunmak için yapıyorlarmış.

Tayland’da her yerde görebileceğiniz turuncu giysili Budist rahiplerle fotoğraf çektirmek isteyebilirsiniz. Bunu saygıyla istemeniz, laubali davranmamanız gerekiyor ve  inanışları gereği kadınların rahiplere dokunması kesinlikle yasak.

 

 

Yüzen Pazar

 

Bangkok’un en turistik yerlerinden birisi Floating Market yani Yüzen Pazar! Sabahın erken saatlerinden öğlene kadar açık duran bu pazar ilginç ortamıyla size değişik bir tecrübe yaşatıyor.

Yüzen pazara yerel teknelerle kanallardan yaklaşık 30 dk. lık bir yolculukla ulaşıyorsunuz. Tekneler oldukça hızlı ancak yine de yol boyu güzel tropikal manzaralar görebilirsiniz. Haftasonu gitmemeye çalışın çünkü çok kalabalık oluyor.

Pazarda genellikle taze meyveler,  teknelerde pişirilerek satılan yemekler bulunuyor. Tamamı teknelerde değil, kara kısmında da hediyelik eşyaların bulunduğu bildiğimiz pazar düzeninde satıcılar bulunuyor (alışveriş kısmını ayrı bir yazıya saklıyorum)

Benim meşhur yılan ve lemur fotoğraflarımı biliyorsunuz 🙂 İşte kendileriyle Yüzen Pazar’da tanıştık 🙂 Sakinleştirilmiş olabileceklerini düşünmüştüm. Ancak   boynuma sarıldığı bölümde gayet canlı olduğunu hissettim ve yılan insanı nasıl boğar anladım. Ama korkmadım, biraz cesaretliyseniz rahatlıkla deneyebilirsiniz.

Bizim gibi artık AVM kültürüne boğulmuş insanlar için ilginç bir ortam.

 

Hindistancevizi Çiftliği

Tropikal ülkeler için çok önemli olan Hindistan Cevizini yerinde görmek üzere Bangkok yakınlarında bulunan Samut Sangkram kasabasına ziyaret edebilirsiniz. Burası aynı zamanda meşhur Siam İkizlerinin doğduğu kasaba.

 

Hindistan Cevizinden nasıl yağ çıkarılıyor, nasıl şeker yapılıyor, kabuklarından neler yapılıyor burada inceleme şansınız var. Gerçek organik hindistan cevizi yağıyla burada tanışmış oldum. Hindistan cevizi yağını yemekten sabuna, kremden şampuana her alanda kullanıyorlar.

Kaynatarak elde ettikleri şeker inanılmaz tatlı. Çeğrek kesme şeker büyüklüğündeki  bir parçayı bile zor yedim -ki tatlı seven bir insanım.

Hindistancevizi kabuklarını da çantadan abajura pek çok küçük el eşyası yapımında kullanıyorlar. Fiyatlar oldukça makul. Örneğin  yemeklerde de kullanılabilen ekstra kaliteli, soğuk sıkım saf hindistancevizi yağı 250ml.lik şişede yaklaşık 25 TL.ye geliyor.

Kozmetik için olanlar çok daha uygun fiyatlı. Mesela yine 250 ml. lik saç  maskesi yaklaşık 8 TL.

 

Teak/Gül  Ağacı Oyma Atölyesi

Eğer bizim gibi bir tur şirketiyle seyahat ediyorsanız,  genellikle programlarında bulunan, ağaç oymacılığının en güzel örneklerinin sunulduğu ağaç oyma atölyesini gezebilirsiniz.

Burada gül ve tik gibi değerli ağaçlar,  sanatçıların elinde nasıl mükemmel biçimde, ince ince işleniyor görebilirsiniz.

 

 

Gece Pazarı

Tayland’ın gece pazarları çok meşhurdur. Hediyelik eşyaların yanısıra kaliteli taklit ürünler için (saat, çanta gibi) turistler bu pazarlara bayılır.  Önceleri Bangkok’taki en ünlü pazar PatPong’du. Artık bu pazar popülerliğini yitirmiş. Vaktiniz varsa yine de gezebilirsiniz ancak benim tavsiyem içinde  1500’den fazla dükkân ve restoran barındıran  Bangkok’un en yeni eğlence merkezi olan Asiatique !

Gerçekten çok hareketli ve eğlenceli bir ortamı var. Restoranları çok kaliteli, yemekler lezzetli ve fiyatları uygun. Ayrıca ister orjinal, ister taklit veya yerel hediyelik ürün adına aradığınız herşeyi bulabileceğiniz, saatlerce  sıkılmadan gezebileceğiniz bir yer.

(Dip Not: alışveriş yazımda daha detaylı değineceğim ama Tayland’da, mağazalarda bile,  pazarlık yapmadan alışveriş yapmayın. Hele pazarlarda size söylenen ürünü  dörtte bir fiyatına rahatlıkla alabilirsiniz. Daha yüksek indirim oranı artık sizin yeteneklerinize kalmış 🙂

Hello Kitty House

Bangkok’a gitmişken,  merkezde, büyük AVM’lere çok yakın bir konumda olan Hello Kitty House’u görmenizi tavsiye ederim.

 

Üç katlı binada, en alt kat fotoğraf makinasindan kozmetiğe, çantaya kadar her türlü ürünün Hello Kitty versiyonunun satıldığı mağaza, giriş kat herşeyin Hello Kitty tarzında dizayn edildiği Cafe ve en üst kat güzellik merkezi.

Fiyatlar maalesef oldukça yüksek. Zaten satılan ürünlerin büyük kısmının alternatifi, pazarlarda uygun fiyatlarla satılıyor. Ancak bu şahane ortamda Hello Kitty’li bir kahvenin tadına bakmak çok keyifli.

 

 

Kanal Turu

Bangkok çok sayıda kanalları nedeniyle Doğu’nun Venedik i olarak bilinir. Yerel teknelerle yapacağınız bir kanal turu, şehri daha iyi tanımanızı sağlıyor. Modern gökdelenlerin arasından sıyrılıp kendinizi biranda tropikal bir ortamda buluyorsunuz. Kanalların kenarlarındaki evlerin fakirliği, insanların yaşadığı ortamlar oldukça etkileyici.  İnsanlar temizlikten yemeğe kadar her ihtiyaçlarını bu kanal suyunda gideriyorlar. Üstüne bir de tropikal hava şartları eklendiğinde bu su hem görüntü hem koku olarak oldukça rahatsız edici olabiliyor. Tekne süratlendiğinde üstümüze su sıçramaması için ekstra özen gösterdik.

Dünya üzerindeki tüm hayvan türlerinin onda biri Tayland’da yaşıyormuş. Gezimiz boyunca bazılarıyla yakın ilişkilerim oldu. Ancak bazılarıyla arama net bir çizgi çektim.

Bunlardan biri PİSİ Balıkları. Bu kanal turlarında kutsal kabul ettikleri Pisi Balıklarını beslemek üzere minik bir mola veriliyor. Siz de zannediyorsunuz ki ufak tefek balıklara ekmek atacağız. Durum öyle değilmiş. Balıklar kutsal sayıldığı için dokunulmadığından, semirmiş semirmiş ve neredeyse jaws boyuna erişmiş durumda.

Yine tekneyle giderken yerel rehberimiz kertenkele görebileceğimizi ve bunun şans sayıldığı söylemişti. Evet gördük ama onların kertenkele dediği şey bildiğimiz Komo Ejderi. Ve yol boyu bunlardan 8-9 tane gördük.  Siz olsanız yanıbaşınızda bunlardan biri belirdiğinde ürpermez misiniz?

 

Bangkok ile ilgili bölümünü burada sonlandırayım. İkinci bölümde Tayland’ın gözde tatil cenneti Pattaya var!

Paylaşmak Güzeldir ; Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestGoogle+Email to someone

trendyandfriendly

10 Comments

  1. Tayland seninle güzelleşmiş tatlım
    Çok şahane bir rehber olmuş
    Eğer oraya yolum düşerse tavsiyelerine göre gezerim artık
    Sevgiler

  2. Tayland için anlatılmaz yaşanır diye düşünmüştüm ama çok güzel anlatmışsın canım… O cici hayvanlarla yakın ilişki dışında Tayland son derece etkileyici…. Diğer yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum…

  3. Harika bir yazı olmuş Nilgüncüm. Eşimle en çok, yıllarca ülkemizden çok çok uzak ülkelere gitmeyi akıl edemediğimize üzülüyoruz. Şimdi ufaklıkla uzakdoğuyu, güney amerikayı vs. görmek çok zor olacak. Ama yine de deneyeceğiz 🙂
    2. yazını merakla bekliyorum, mümkünse o sarı devasa hayvan ve türleri olmasın fotolarına bile bakamıyorum, brrrrr….

    • Beğenmene çok sevindim İlknurcuğum. Aslında yıllar önce bu kadar kolay değildi çok uzaklara gitmek. Bence siz çocukla da gayet rahat gidebilirsiniz. İkinci yazıyı daha keyifli bir bölüme ayırdım merak etme :)))öpüyorum

  4. Açıkçası seyahat için hiç arzuladığım bir yer değildi ancak yazın sayesinde merakım artmış oldu.Yılanlı fotoğrafın için bir kez de buradan tebrik ediyorum seni…

    • ahaha yılanlı fotoğraf fena oldu :)) Avrupa ülkelerinden sonra çok farklı bir kültür, insana değişik geliyor. Öpüyorum Filizciğim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.