Yeni gezi yazımız : Tayland !

Ben Tayland’a gittiğimde kendimi bir masalının içindeymiş gibi hissetmiştim. Uçaktan iner inmez boynunuza takılan orkideler, bambaşka bir kültür, asla anlayamadığım bir dilde konuşan saygılı, güleryüzlü, ve maalesef oldukça fakir insanlar, son derece değişik mimari yapılar, bolca Buda heykelleri, Budist rahipler, acaip ama gerçekten çok acaip yemekler, inanılmaz ucuz pazarlar ve daha bir sürü sürprizle büyülenip kalıyorsunuz.

 

Melekler Şehri diye anılan Bangkog’ta mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında tabii ki tapınakları geliyor. Kendinizi bir filmin içinde veya peri masalında zannedeceğiniz Kraliyet Sarayı Grand Palace ve Wat Phra Kaew , içinde tam 5.5 ton ağırlığında saf altından Buda heykeli bulunduğu Wat Traimit, 46 m. uzunluğunda yatan Buda heykelinin bulunduğu Wat Phoho ziyaret etmeniz gereken yerler. Bazılarına (özellikle saraya) şortla ve askılı t-shirtle falan almayabiliyorlar. İnançları konusunda son derece hassaslar.
İmkanınız varsa mutlaka şehri ikiye bölen Chao Praya nehrinde bir tekne turu yapmalısınız. Nehrin bir tarafında lüks gökdelenler yükselirken, diğer tarafında ne büyük bir yoksulluk var görüyorsunuz. Bu da fuhuş pazarının nedenini biraz olsun (kabul edemeseniz de) açıklıyor.


Mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer Floating Market denilen yüzen pazarlar. Adından da anlayacağınız gibi kanallar üzerinde yer alan ve kayıklarla gezilen bu pazarda incik boncuk, yiyecek, el oymaları, vs her şeyi bulmak mümkün. Çok turistik olduğundan çok da kalabalık oluyor, erken gitmekte fayda var.

500 dönümlük arazi üzerindeki NONG NUCH Botanik bahçesi, orkide cesitleri, tropikal bitkileri, ağaçları, tropikal kusları, yoresel danslar, yılanlar ve fillerin gosterilerini de izleyebileceğiniz olağanüstü güzellikte bir yer (evet fotograftaki kaplan gerçek, yanındaki de korkudan taşlaşmış bendeniz! Leopar aşkım da böyle başladı işte :))

Ayrıca imkanınız varsa timsah çiftliklerini, mercan adasını, efsane haline gelmiş tamamı lady-boys ! olan Alcazar Kabare showu seyretmenizi tavsiye ederim. O kadar güzeller ki erkek olduklarına inanmak imkansız 🙂

 

Ben turla gittiğim için bunlara ilave olarak güneydeki Pattaya adasını görme fırsatını da yakaladım. Bembeyaz kumlar, pırıl pırıl bir su gerçekten resimlerdeki gibi güzeldi.

Alışveriş deyince PatPong gece pazarına mutlaka uğramak gerekir. Burası iki tarafı gece klüpleriyle (gayet kibarca yazdım:) dolu, cadde kısmı açık pazar haline getirilmiş bir yer. Yöresel ürünlerin yanında, hemen herşey var, inanılmaz başarılı çanta, saat, gözlük çakmalarını bulabilirsiniz. Aslında alışverişte pazarlık etmekten hoşlanıyorsanız Tayland tam size göre. Zaten pazarlıksız hiçbirşey almayın. Alışverişinizi satıcının verdiği fiyatın dörtte birine falan tamamlayabilirsiniz. Alışverişten sıkılıp iki taraftaki klüplerde çok özel(!!!) gösterileri izleyebilirsiniz. Ancak, tur rehberimiz merdivenlerle inilen, ara sokaklardaki klüplerin tehlikeli olabileceği konusunda bizi uyarmıştı. Biz de eğlence tercihimizi daha uygun olduğunu

düşündüğümüz Hard Rock Cafe’lerden yana yapmıştık 🙂

Ne yeriz ne içeriz derseniz, benim için hem mükemmel hem de berbat bir ülkeydi burası. Tay yemeklerini sevenler için hiç sorun yok ama ben baharatlarını sevmiyorum. En berbat kısmı peynirsizlik(gelirken bavula bir iki kutu atmakta fayda var) , acaip kokulu baharatlar ve de sokakta satılan, kurbağa, çekirge ve ne olduğunu sormaya bile çekindiğim bir takım mahlukları yiyenleri görünce bir süre yemek düşünemiyorsunuz zaten. Neyseki her köşe başında çok komik paralara satılan ve benim bayıldığım tropikal meyvelerle birkaç gün idare ettim. Sushi’yi, deniz ürünlerini çok severim ama burada içinde ne olduğunu bilemediğimden cesaret edemedim. Ancak deniz ürünleri satan güzel restoranları keşfetmek uzun sürmedi. En bilineni Seafood Market. Bana oldukça değişik geldi. Girişte market arabanızı alıyorsunuz, salonun kenarına sıralanmış reyonlardan yüzlerce çeşit balık(bazılarıyla sadece belgesellerde karşılaşmıştık:), karides, midye, ıstakoz, vs.den istediklerinizi alıyorsunuz. Salata malzemesi, ekmek,meyve, içecek herşey var bu reyonlarda. Ne kadar aldıysanız parasını verip masanıza oturuyorsunuz. Garsonlar gelip arabanızı alıyor, neyi ne şekilde hazırlamalarını istiyorsanız söylüyorsunuz. Bir süre sonra hazırlanmış yemekleriniz, salatanız, meyve tabaklarınız masanıza servis ediliyor. Ancak alışveriş yaparken azıcık almakta fayda var, piştikten sonra koca servis tabakları masaya gelmeye başlayınca ben ne almışım deyip dumur oluyorsunuz 🙂

Vee son olarak ki benim için en önemlisi masaj yaptırmadan dönmeyin. Zaten her köşede masaj yapanlar var ama siz iyi bir masaj salonuna gidip bu deneyimi mutlaka yaşayın. Bizim grubumuzu oldukça kaliteli bir yere götürdüler. Herkese birer pijama giydirdiler. Büyük bir salonda perdelerle ayrılan yer yataklarına yatırdılar. Küçücük kızlar öyle bir masaj yapıyor ki kendinizi cennette zannediyorsunuz. Ertesi gün neredeyse yataktan kalkamadık, heryerimiz tutulmuştu ama olsun değdi 🙂
Tayland turumuz da buraya kadar. Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere

🙂

 

admin

4 Comments

  1. Prenses'im, gerçekten çok farklı bir yer ,
    The Lizard Queen, fiks yerleri var heralde 🙂 ama çok güzeldi dediğin gibi 🙂

  2. Beni de geçmişe götürdün Nilgüncüm, biz de balayımızı Phukette yapmıştık ve 1gün de Bangkok'ta kalıp gezmiştik oraları. Çok pimpirikli değilsen muhteşem bir yer ama kokular ve yemekler için aynı şeyi söyleyemem. Berbattı! Biz Subway'le ve pizzayla geçirdik tüm tatili, yine de çok eğlenmiştik:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.