Zagreb Alışverişim ve Yeme/İçme konuları

 

Yediğin içtiğin senin olsun, önce gördüklerini anlat derler ya, ben de önce gezi notlarıyla başladım  ama en çok alışveriş konusu merak edilmiş.


Ülke geneli böyle midir bilmiyorum ama başkent olarak Zagreb ucuz ve kesinlikle tüketimi körükleyen bir yer değil. İnsanlar son derece mütevazi, üstlerinde markalar bağırmıyor. Zaten bol spor, sağlıklı beslenme ve tabii harika genlerinin  de etkisiyle,o kadar yakışıklı ve güzeller ki, bir kot-bir tshirtle bile muhteşem görünüyorlar.

McDonalds, Starbucks gibi bilindik zincir yemek markalarının  hiçbiri yok (dönüşte havaalanı yolunda küçücük bir McDonals gördüm o da kapalıydı). Neyse yeme/içme konularından yazının sonunda bahsedeceğim.

Şaşırtıcı bir şekilde AVM patlaması da yok (o kadar harika park anlattık değil mi 🙂  Şehrin merkezinde içinde maksimum 10-12 markanın olduğu bir AVM, merkeze  uzak birkaç yerde de biraz daha büyük  birkaç  AVM (Arena Centar  ve Avenue Mall gibi)   gördüm o kadar. Zaten o doğayı gördükten sonra pek dükkanlara tıkılmak istemiyorsunuz.
Şehrin en işlek alışveriş merkezi;  İstanbul’da Taksim, Ankara’da Tunalıhilmi kadar bir cadde olan Ilica Caddesi.
Zara, H&M ve hatta NafNaf gibi tanıdık markalar var ama genelde tekstil yönünden pek alınmaya değecek birşey yok.

 

İlgi alanımız kozmetik konusuna gelirsek  DM adında drugstore’lar  ve Müller adında, YKM/Boyner tarzı mağazaları var. Orada da aynı bizde indirim zamanlarında olduğu gibi bir reyonları talan durumu mevcuttu.  MAC yok, Sephora yok, bir ara Inglot olduğu haberini almıştım ancak maalesef kapanmış. Ama Pastel vardı mesela, sevindim 🙂

Yine de henüz ülkemize gelmeyen Catrice ve Illamasqua’nın satılıyor oluşu beni  yeterince heyecanlandırdı. Ayrıca Essence’in ülkemize gelmeyen koleksiyonları da vardı. En azından merak ettiğim birkaç parçayı alma imkanım oldu.

 

Catrice markası da aynı Essence gibi her ülkeye her koleksiyonu göndermiyormuş.
Feathered Fall koleksiyonunu bulabilirim belki diye çok heveslenmiştim ancak sadece bir adet gloss kapabildim. Onun dışında Liquid Metal koleksiyonundan sağlam bulabildiğim birkaç farı, göz kalemini, lip balmını ve bolca ojeyi aldım. Denedikçe sizlerle paylaşacağım (Ojelerden bazılarını ınstagram hesabımdan yayınladım) Resimdekiler kendime ayırdıklarım, sizler için aldıklarım ayrı 🙂

 

Essence’in Beach Cruisers ve Viva Brasil koleksiyonları vardı. Viva Brasil’in renkleri çok kullanılabilir görünmediğinden Beach Cruisers serisinin bronzer ve allığının tasarımlarını çok sevdim ve belki çekilişe koyabilirim diye almıştım ancak  bavulda bronzerın kapağı çatlamış 🙁  bakalım bir yol düşüneceğiz…

Illamasqua ise görmeyi beklemediğim bir markaydı ve beni çok mutlu etti. Ne güzel fazla para harcamayacağım, alınacak pek birşey yok derken karşıma çıkıverdi :))  Neyse ki kendime hakim oldum ve bir allık ve far paletiyle kurtardım.  (yalan tabii… arkadaşım sürükleyerek mağazadan çıkardı)

 

 

Tabii ki özel yazıları hakediyorlar onları ayrı bir postta anlatacağım. Bu markanın hem kendi mağazası hem de Müller’de corner’ı var. Müller mağazasıyla ilgili bir dip not vereyim. Burada High-end markalardan satın aldığınızda, genelde uzun sıralar olan kasada beklemiyorsunuz size hemen özel kasa açılıyor. Ne tip tester istiyorsanız veriliyor. Yani o kadar para verdiğiniz markanın ayrıcalığını daha mağazada almaya başlıyorsunuz.

Değişik tasarımların satıldığı bir mağazada bu çantayı görünce almadan duramadım (mesajla çelişiyoruz kabul) Meğer Vogue-Italya,  Carpisa markalı bu tasarıma yer vermiş, bir takım sosyal alt mesajları da varmış ama ilgilenmiyorum 🙂 Fiyatı çok ucuzdu 99 kuna yani 35 TL civarı.

 

Aynı cadde de kırtasiye ve hobi ürünlerin satıldığı bir mağazada bu defterlerde çok hoşuma gitti ve bulabildiğim bütün çeşitlerini aldım.

Hediyelik ne alınır diye sorarsanız,  Hırvatistan malum kravatın anavatanı. Ancak almaya değecek farklı bir tasarım yok ve fiyatları  değmeyecek kadar yüksek. Ayrıca şemsiye ve şapkalarının da ünlü olduğunu okumuştum ama taşımaya değecek özel şeyler değildi.

 

Kras markası ülkenin en popüler çikolata markası. Özel mağazaları ve çok bol çeşitleri var, fiyatları çok uygun. Örneğin 300 gr.lık kocaman paketler 17 kuna, yani 6 TL gibi bir fiyata satılıyor.

 

Licitar adı verilen kırmızı kalpli kurabiyeleri çok meşhur.Adı kurabiye ama yemek için değil, süsleme ve dekorasyon için. Ballı özel bir hamurdan yapılıyor, birkaç günde kurutuluyor ve kırmızıya boyanıyor. Genellikle düğünlerde ve noel zamanı süslemelerde kullanıyorlarmış.

 

Ne yenir ne içilir derseniz, burası bir kahve cenneti. Osmanlı etkisiyle Türk Kahvesi’de bulunuyor. Zaten kahveye Kava diyorlar. Tadı birbirinden nefis pek çok kahve çeşidi var. Starbucks falan yok demiştim ya olsa da iş yapmazdı zaten. Maksimum 10 kuna’ya (yaklaşık 3.5 TL) nefis kahve çeşitlerinden deneyebilirsiniz.

 

 

Ayrıca ev yapımı şarapları ve biraları harika.

 

Pan Pek adında heryerde karşınıza çıkan fırınları var. Burek (bizdeki börek) çeşitleri nefis. Ayrıca yemek yediğimiz her yerde masamıza getirilen ekmek çeşitleri muhteşemdi. Bu kadar lezzetli ekmekler yememiştim  (kimyasal yasak, organik tarım zorunlu demiştim değil mi ? :))

 

Gitmişken yemeden dönmemeniz gereken bir başka şey ünlü  Vincek Pastanesinin dondurması. Pasta çeşitleri de güzel ama dondurması bir başka. Dev kupları ise tam seyirlik.

Ana yemek için  ise tercihinizi deniz ürünleri veya  et yemeklerinden yana kullanmalısınız. İki türde hem çok lezzetli, hem kocaman porsiyonlarda ve ucuz. Burada örneğin et istediğinizde, bizdeki gibi yanında patates, salata falan getirmiyorlar. Yanında isteyebileceğiniz çeşitleri ekstra olarak listelemişler. Siz patates mi, salata mı, sebze mi veya makarna mı ne istiyorsanız, ayrıca söylüyorsunuz. Aşağıda gördüğünüz kalamar, t-bone steak (arkadaşımla paylaştık), patates kızartması ve gnocchi’den oluşan dev tabak, yanında 1 kadeh şarapla birlikte yaklaşık 35 TL.ye geliyor desem olayı özetlemiş olurum sanırım.

 

Bir seyahat yazısı serimi daha tamamlamanın mutluluğu içindeyim.  Bu kadar detaylı yazıyorum çünkü, ben yurtdışına giderken mutlaka araştırma yapıyorum ve gidenlerin yorumlarını okumayı tercih ediyorum. Belki bu yazılar da sizlere yardımcı olabilir. Gitmeyi düşünen arkadaşlarımın sorularına mutlulukla yanıt veririm 🙂
Tekrar gidebilmeyi çok istediğim huzur dolu Zagreb’i, imkanınız varsa mutlaka görün diyorum. Sevgiyle,

 

admin

8 Comments

  1. Bu tatlıları görüpte Hırvatistan'a gitmek istemeyen olabilirmi? Aslında her ülkenin ana caddesi birbirinin aynı gibi geliyor bir süre sonra Starbucks, Mango, H&M… Bu anlamda milliyetçiliklerini takdir ettim.

    • teşekkür ederim güzel yorumun için, ben de aynı şekilde düşünüyorum..Değerlere sahip çıkmak lazım 🙂

  2. Nilgüncüğüm o kadar güzel anlatmışsın ki yeniden gitmiş gibi oldum… Kozmetik konusunda çok haklısın ama bıraksam üç seyahat parasını ojelere, farlara, allıklara yatıracaksın diye ödüm patladı :)) desem de aldıklarının hepsi çok güzeldi ayrıca benim kozmetik alışverişim için gösterdiğin sabır ve açıklamalar için çok ama çooook teşekkür ederim……

  3. Ahh ne güzel bayılıyorum böyle nereleri gezmeli, ne yemeli konseptinde yazılara 🙂 Bu arada karşına Illamasqua çıkması büyük şans olmuş, Türkiye'ye geleceği yok zaten bu markanın 🙁

    • teşekkür ederim, olumlu yorumları okuyunca çok mutlu oluyorum 🙂 Markalar konusunda umudumuzu kaybetmeyelim ben hala bir UrbanDecay gelir diye bekliyorum :)))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.